Fatma Zehra Şahin
Kimdir?
21 Eylül 1990 tarihinde Almanya’nın İngolstadt
şehrinde doğdu. İlköğretimini Ankara’da, orta ve lise öğretimini memleketi olan
Sivas’ta tamamladı. Sonra Tokat ili Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde eğitim
fakültesini tamamladı ve ilk kitabı olan
Mabeyn’i yazmaya başladı. 40’lar kulübü ile tanıştı ve burada 4 kitapta
yazıları yayımlandı. Mukaddesat isminde bir e-dergi içerisinde de denemeleri
yayınlandı. Gaziantep’in Nizip ilçesinin Köseler Köyü’ne Bilişim Teknolojileri
Öğretmeni olarak atandı. Şu an köy öğretmenliğine devam etmektedir.
Es-Selâm
|
A'maya güçlük yoktur; topala güçlük
yoktur; hastaya da güçlük yoktur. Sizin için de gerek kendi evlerinizden,
gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek
kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden
halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden
veya anahtarlarına malik olduğunuz yerlerden, yahut dostlarınızın evlerinden
yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde de bir
güçlük ve günah yoktur. Evlere girdiğiniz zaman Allah tarafından mübarek ve
güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (birbirinize) selam verin. İşte
Allah düşünüp anlayasınız diye size âyetlerini böyle açıklar. (Nur
Suresi-61.ayet)
Şüphesiz
ki sözlerin en güzeli sözü de sözü söyleyeni de yaratana aittir. Bu sebepten
söze O’nun sözüyle başlamak daha münasiptir.
Bilinir ki Allah(C.C.)’ın isimlerinden biridir Es-Selâm. Selâmette
olan, selâmete çıkaran anlamlarına gelir. Öyleyse, O’nun da razı olacağı
sözler söylemek, yazmak duasıyla “Es-Selâmu Aleyküm” diyelim.
Selâm,
müminin diğer mümin kardeşlerine en güzel dilek ve temennilerini sunma
şeklidir. Selâm hayırla gelmenin, hayırla gitmenin, hayırla başlamanın,
hayırla bitirmenin duasıdır. Ve
yaratan öyle merhametlidir ki, mümin kardeşine hayır dua ile yaklaşanı, hayır
dua ile ayrılanı müjdelemiştir.
Ebû Hüreyre (ra)’den rivayete göre,
Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin
ederim ki; İman etmeden Cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmeden de iman
etmiş olmazsınız. Size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir işi
göstereyim mi? Selâmı aranızda yaygınlaştırınız.” (Müslim, İman: 17; Ebû
Dâvûd, Edeb: 27)
Öyleyse hak söyleyip, hak yolda olmak
adına çıkılan yolda bizimle olanlara selam olsun. Aklına, fikrine, gönlüne
çalışanlara; gönül yolunda çalışmaya gönlü olanlara selam olsun. Zalime karşı
mazlumun yanında söylemeye iki çift lafı olanlara selam olsun. Selam olsun
rıza-i ilahi için okuyana yazana, anlayana, anlatana.
Bir de dervişçe söylemek gerekirse;
aşkınız cemal, cemaliniz nur, nurunuz ayn olsun!
Hak yolda söz söylemek gibi büyük, çetin
ve tehlikeli bir yangınla tutuştuk. Dilimiz döndüğünce nasip ettiği kadarıyla
kelâm etmek derdine düştük. Tüm iddialardan sıyrılıp bir meczubun aşkıyla
kağıda kaleme koştuk. Allah doğru söylete, doğru yaşata…
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder