Konuğumuz
Başımız Tacı! ;Tayyar Tercan
Yol,
Yolcu Ve Vasıta
“Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında
hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur.” Diyor Aliya İzzetbegoviç. İnanmak ve inandığın doğrultuda yaşamak… Bütün mesele bundan ibaret. İnsanın hayat rotasını çizen şey nedir ? Sevgi
ve öfkesini belirleyen, iyi ve kötü algısını oluşturan şey ? Allah Kutsi
Hadisinde “Âlemi insan, insanı da kendi marifetime erişmesi için
yarattım!"” diyor. “Aradığının ne olduğunu bilmezsen bulduğunun da ne olduğunu
bilemezsin. Diyor Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu. Neyi arıyoruz biz. Neyin peşindeyiz ve bunun
için ne yapıyoruz ? Bizi Allah’ın marifetine eriştirecek hayat nedir ve nasıl olmalıdır sorusu daha
uygun olacak belki de.
Halaskar, kurtarıcı demek. Kurtarılmayı bekleyen ruhlarımıza bir nebze
de olsa yol gösterici olması duasıyla biraz dağınık da olsa kısa başlıklar
halinde birkaç noktayı yazmak istiyorum. Niyet hayr, akıbet hayr olsun
inşallah.
Yolcu: Laik Cumhuriyet hem kuruluş döneminde –ki
kanla kurduk kanla koruyacağız diyorlar kendileri- hem de geçen zaman diliminde
kendisine en büyük tehlike olarak Müslümanları gördü. Bu yüzden de yıllarca
zulüm yaptı Müslümanlara. Rejimin gadrine uğramamış bir tane Müslüman yoktur
memleketimizde. Batı yaşam tarzını dayatarak İslamdan kopartmak için her türlü
açık ve sinsi faaliyeti yürüttü ve neticede 28 Şubat ile Müslümanlara sağlam
bir darbe vurmak istedi. Bu darbe bir bakıma ters tepti. Fakat bir yandan da
hedefine ulaştı. Zahiri anlamda Müslümanlar ülkede etkin konuma geçti,
haklarının en azından birçoğunu aldı ama bir de baktık ki yıllarca kendilerine
düşmanlık edenlerin hayat tarzına bürünüvermişler. 28 Şubat darbecileri
tarafından hakkımda verilen yeni bir cezadan dolayı ülkemden ayrılmak zorunda
kaldım. Yaklaşık iki senedir sürgün hayatı yaşıyorum. Ümmet top yekün bir
savaşın içindeyken kendi durumumdan bahsetmek değil amacım. Müslüman
olarak, Anadolu’yu merkez alan İslami
bir dünya görüşüne uygun bir devlet hayalinin peşinde geçirmeye çalıştığım
yıllar ve bunun bedeli değinmek istediğim.
Yıllarca İslami camianın dilinden düşürmediği bir
cümleydi. “zaferle değil seferle mükellefiz” evet. Bir yanıyla böyle. Nasıl ki sen tebliğini yaparsın kalpleri
çevirecek olan O ise, sen mücadele
edersin Zaferi verecek olan da O’dur.
Ama bizim şahsi olarak zaferimiz
o sefere çıkabilmiş olmamızdır aslında. Hayat gelip geçiyor. Kimse
dünyaya bağlı kalmış değil. Ne krallar ne sultanlar ne Karunlar… Herkes bir gün
ölüp gidecek. Allah’ın marifetine
ulaşabilme yolunda attığın adım senin hem seferin hem de zaferin oluyor. Çünkü
bu yol öyle zahmetsiz bedelsiz ve çilesiz geçmiyor.
Yol: “Yol odur ki hakka vara” diyor şair. Her çağın kendine mahsusu öne çıkan
hususiyetleri vardır. Bu hususiyetler ihtiyaca göre ortaya çıkar ve yerine
getirilmediği zaman toplumun, devletin ve medeniyetin çöküşüne kadar giden bir
zincirleme reaksiyonu başlatır. Bu günün
en önemli ihtiyacı Müslümanların özgürlük ihtiyacıdır. Özgürlük ise verilmez,
alınır. Cihadın gerekliliğidir asıl söylenmek istenen. Esaret altında ne medeniyet inşa edilir ne de
inancına uygun bir yaşam. Son İslam Devleti Osmanlı’nın yıkılışından bu güne
ümmet coğrafyası zillet içinde, maddi ve manevi anlamda bir oraya bir buraya
savrulur vaziyettedir. Sancağın düştüğü
topraklar olan Anadolu ayağa kalkmadıkça, yeni bir dirilişin gerçekleşmeyeceği ümmet
olarak son dönemde yaşadıklarımızla ortadadır. İslam’ı yeryüzünde hakim kılmak
!… Dava bu, mücadele bunun için…
İslam’ı
yeryüzünde nasıl hakim kılabiliriz, soru budur.
11 Eylül saldırılarından sonra Siyonist siyasetçilerden birisi “Müslümanların
insanlığa teklif edecekleri bir dünya görüşleri yok” diyordu. Bir dünya görüşü
olmadan, sistem çapında bir fikir olmadan hangi fikri iktidara taşıyacaksın.
Mevcut dünya düzeni, Emperyalizmin oluşturduğu sisteme göre işliyor ve kontrolü
yine onların elinde. Sen o sistemi kabul ettiğinde, istesen de istemesen de
onların çarklarına dahil oluyorsun ve kuralı koyan onlar olduğu için onların
kurallarına tabi olman gerekiyor. Buna alternatif fikrin, sistemin dünya
görüşün var mı ?
Vasıta: "Ya bir yol bul, ya bir yol aç ya da
yoldan çekil" diyor Konfüçyüs Dünya görüşü, sistem çapında vasıta fikirdir. Müslüman olarak bizler, yıkan değil inşa eden,
İnşa etmekle mükellef insanlarız. Mevcut
dünya düzenine alternatif bir dünya görüşümüz devlet algımız ve bunu nasıl
yapmamız gerektiğine dair de fikrimiz ve fikir önderlerimiz var. Üstad Necip
Fazıl Kısakürek’in Büyük Doğu’su ve “ yıllardır aradığım genç” dediği, eserleriyle
Büyük Doğu’nun yaşayan hali İBDA
fikriyatını oluşturan Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu. Büyük Doğu İBDA fikiryatı Ehl-i Sünnet itikadına
sımsıkı bağlı ve kendi ülkemizden
başlayarak bütün ümmet coğrafyasını kuşatacak Başyücelik Devleti teklifiyle
meydan yerindedir. Ne yana bakarsanız
bakın kan deryasına dönmüş ümmet coğrafyasının kurtuluşu, önce kurtarıcı fikri
bulmak ve sonra onu hakim kılmaktan geçiyor. Dünya görüşü Müslümanlar için o
kadar hayati bir şeydir ki bunu her zaman anlattığım hadiseyle misallendirmek
isterim.
Ruslar Afganistan’ı işgal ettiklerinde Afgan halkı
direnişi örgütleyip kurtuluş mücadelesi vermeye başladı. Seksenlerin başında
Afganistan direnişinden bazı isimler dünyadaki Müslümanlardan destek toplamak
için ülkeleri geziyor gittikleri yerlerde alimlerle siyasetçilerle kanaat
önderleriyle görüşüp onlara bilgi vererek destek talep ediyorlardı. Türkiye’ye de gelen bu grup Üstad Necip Fazıl
Kısakürek ile de görüşmek istiyor. Üstad
heyeti kabul ediyor ve kendisinden destek isteyen heyete Üstad mealen :
“Dualarımız desteğimiz sizinle. Ama bende para yok
size verebileceğim. Silah da yok. Fakat alın size bu kitabı vereyim (kendi
yazdığı İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ ) Bunu Urducaya çevirin. Biz inanıyoruz ki Müslüman
savaşıyorsa bir gün zaferi de kazanır. Asıl iş zaferden sonra. O zaman ne
yapacaksınız? Bu kitabı dilinize çevirtin okuyun okutun. Savaştan sonra nasıl
bir sistem kuracağınıza dair fikriniz olsun.” Şeklinde bazı şeyler söylüyor.
O dönemde “Üstad Afgan cihadına kitap hediye etti”
şeklinde istihzalı şeyler yazabilecek kadar fikir özürlü insanlar bugün camiada
yazar olarak tanınıyor maalesef. Ne oldu
Afganistan’da ? 1987 de sona eren savaşın galibi Afgan halkı oldu. Dünyanın iki
süper gücünden biri olan Sovyet Rusya, çöküşünü başlatan mağlubiyeti yaşadı.
Fakat bundan sonra ne oldu ? Bakın otuz yıl geçmiş aradan. Otuz yıldır o
topraklarda öyle veya böyle, şu veya bu sebepten dolayı Müslümanlar ölüyor
Müslümanlar birbirini kırıyor. İşte dünya görüşü-fikir Müslüman için hayati
derken bunu kastediyoruz. Hemen yanı başımızda Irak’da ve Suriye’de devam eden
savaşlar var. Müslümanlar zalimlerle devam eden savaşa rağmen bir araya
gelmekte zorlanıyor.
Birlik: Sorunumuz yıllarca içimize atılan ve
maalesef yine içimizde görünen unsurlar eliyle fitne tohumlarının yeşermesinden
kaynaklı, neredeyse çözülemez gibi görünen ayrılık sorunudur. Ehli Sünnet
itikadına bağlı, tarih şuuruna sahip ve nispet noktasını belirlemiş bir fikrin
etrafında toparlanmamız ve Tarihi Misyonumuz yerine getirmemiz gerek. Varlık ve
yokluk savaşının neticesi buna bağlı. Herkesin haklı olarak ortak şikayeti Müslümanların bir araya gelemeyişidir. Bu
kadar bölünmeyle bir şey yapamayız denir. İttifak gerekir diye söylev verilir fakat
bunun nasıl yapılacağını ve “neyin etrafında” birleşileceğine dair bir şey söylenmez. İşte BD-İBDA fikriyatı bunun nasılını da niçinini de
gösterir. Hangi gruba sorsanız kendi etrafında birleşilmesini ister. Hangi
cemaate baksanız en büyük en güçlü ve en doğru kendilerinin olduğunu söyler.
Oysa bir fikir etrafında birleşmek bu sorunu ortadan kaldırır. Fikri kim daha
iyi temsil ederse o öncülük eder. Fikir dünya görüşüdür. Dünya görüşü de hayat
nizamımızı belirler. İnşallah bu duamız çabalarımızla gerçekleşecek.
Ümitvarız. Özellikle küfrün bu kadar pervasız ve bütün yönlerden saldırma
sebebi ümmetin yeniden ayağa kalkma çabasından kaynaklanıyor. Bu dirilişin
önüne “ben varsam davam var” şuurunda Müslümanlar yaşadığı müddetçe ne yapsalar
geçemeyecekler.
Rabbim ümmeti muhafaza etsin. Bu karanlık günleri
aydınlık şafağın habercisi eylesin. Birlik ve dirliğimizi tesis etmek gücü
versin bizlere. Allah Rahim Allah Rahman Allah Muntakim…
Vesselam.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder