31 Temmuz 2015 Cuma

Konuğumuz Başımız Tacı! ;Tayyar Tercan

Konuğumuz Başımız Tacı! ;Tayyar Tercan
Yol, Yolcu Ve Vasıta
“Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur.” Diyor Aliya İzzetbegoviç.  İnanmak ve inandığın doğrultuda yaşamak…  Bütün mesele bundan ibaret.  İnsanın hayat rotasını çizen şey nedir ? Sevgi ve öfkesini belirleyen, iyi ve kötü algısını oluşturan şey ? Allah Kutsi Hadisinde “Âlemi insan, insanı da kendi marifetime erişmesi için yarattım!"” diyor. “Aradığının ne olduğunu bilmezsen bulduğunun da ne olduğunu bilemezsin. Diyor Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu.  Neyi arıyoruz biz. Neyin peşindeyiz ve bunun için ne yapıyoruz ? Bizi Allah’ın marifetine eriştirecek  hayat nedir ve nasıl olmalıdır sorusu daha uygun olacak belki de. 

Halaskar, kurtarıcı demek.   Kurtarılmayı bekleyen ruhlarımıza bir nebze de olsa yol gösterici olması duasıyla biraz dağınık da olsa kısa başlıklar halinde birkaç noktayı yazmak istiyorum. Niyet hayr, akıbet hayr olsun inşallah.
Yolcu: Laik Cumhuriyet hem kuruluş döneminde –ki kanla kurduk kanla koruyacağız diyorlar kendileri- hem de geçen zaman diliminde kendisine en büyük tehlike olarak Müslümanları gördü. Bu yüzden de yıllarca zulüm yaptı Müslümanlara. Rejimin gadrine uğramamış bir tane Müslüman yoktur memleketimizde. Batı yaşam tarzını dayatarak İslamdan kopartmak için her türlü açık ve sinsi faaliyeti yürüttü ve neticede 28 Şubat ile Müslümanlara sağlam bir darbe vurmak istedi. Bu darbe bir bakıma ters tepti. Fakat bir yandan da hedefine ulaştı. Zahiri anlamda Müslümanlar ülkede etkin konuma geçti, haklarının en azından birçoğunu aldı ama bir de baktık ki yıllarca kendilerine düşmanlık edenlerin hayat tarzına bürünüvermişler. 28 Şubat darbecileri tarafından hakkımda verilen yeni bir cezadan dolayı ülkemden ayrılmak zorunda kaldım. Yaklaşık iki senedir sürgün hayatı yaşıyorum. Ümmet top yekün bir savaşın içindeyken kendi durumumdan bahsetmek değil amacım. Müslüman olarak,  Anadolu’yu merkez alan İslami bir dünya görüşüne uygun bir devlet hayalinin peşinde geçirmeye çalıştığım yıllar ve bunun bedeli değinmek istediğim. 

Yıllarca İslami camianın dilinden düşürmediği bir cümleydi. “zaferle değil seferle mükellefiz” evet. Bir yanıyla böyle.  Nasıl ki sen tebliğini yaparsın kalpleri çevirecek olan O ise,  sen mücadele edersin Zaferi verecek olan da  O’dur.  Ama bizim şahsi olarak zaferimiz  o sefere çıkabilmiş olmamızdır aslında. Hayat gelip geçiyor. Kimse dünyaya bağlı kalmış değil. Ne krallar ne sultanlar ne Karunlar… Herkes bir gün ölüp gidecek.  Allah’ın marifetine ulaşabilme yolunda attığın adım senin hem seferin hem de zaferin oluyor. Çünkü bu yol öyle zahmetsiz bedelsiz ve çilesiz geçmiyor.
Yol: “Yol odur ki hakka vara” diyor şair.  Her çağın kendine mahsusu öne çıkan hususiyetleri vardır. Bu hususiyetler ihtiyaca göre ortaya çıkar ve yerine getirilmediği zaman toplumun, devletin ve medeniyetin çöküşüne kadar giden bir zincirleme reaksiyonu başlatır.  Bu günün en önemli ihtiyacı Müslümanların özgürlük ihtiyacıdır. Özgürlük ise verilmez, alınır. Cihadın gerekliliğidir asıl söylenmek istenen.  Esaret altında ne medeniyet inşa edilir ne de inancına uygun bir yaşam. Son İslam Devleti Osmanlı’nın yıkılışından bu güne ümmet coğrafyası zillet içinde, maddi ve manevi anlamda bir oraya bir buraya savrulur vaziyettedir.  Sancağın düştüğü topraklar olan Anadolu ayağa kalkmadıkça,  yeni bir dirilişin gerçekleşmeyeceği ümmet olarak son dönemde yaşadıklarımızla ortadadır. İslam’ı yeryüzünde hakim kılmak !… Dava bu, mücadele bunun için…

 İslam’ı yeryüzünde nasıl hakim kılabiliriz, soru budur.  11 Eylül saldırılarından sonra Siyonist siyasetçilerden birisi “Müslümanların insanlığa teklif edecekleri bir dünya görüşleri yok” diyordu. Bir dünya görüşü olmadan, sistem çapında bir fikir olmadan hangi fikri iktidara taşıyacaksın. Mevcut dünya düzeni, Emperyalizmin oluşturduğu sisteme göre işliyor ve kontrolü yine onların elinde. Sen o sistemi kabul ettiğinde, istesen de istemesen de onların çarklarına dahil oluyorsun ve kuralı koyan onlar olduğu için onların kurallarına tabi olman gerekiyor. Buna alternatif fikrin, sistemin dünya görüşün var mı ?
Vasıta: "Ya bir yol bul, ya bir yol aç ya da yoldan çekil" diyor  Konfüçyüs  Dünya görüşü, sistem çapında vasıta fikirdir.  Müslüman olarak bizler, yıkan değil inşa eden, İnşa etmekle mükellef insanlarız.  Mevcut dünya düzenine alternatif bir dünya görüşümüz devlet algımız ve bunu nasıl yapmamız gerektiğine dair de fikrimiz ve fikir önderlerimiz var. Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in Büyük Doğu’su ve “ yıllardır aradığım genç” dediği, eserleriyle Büyük Doğu’nun yaşayan hali  İBDA fikriyatını  oluşturan Mütefekkir  Salih Mirzabeyoğlu.  Büyük Doğu İBDA fikiryatı Ehl-i Sünnet itikadına sımsıkı bağlı ve  kendi ülkemizden başlayarak bütün ümmet coğrafyasını kuşatacak Başyücelik Devleti teklifiyle meydan yerindedir.  Ne yana bakarsanız bakın kan deryasına dönmüş ümmet coğrafyasının kurtuluşu, önce kurtarıcı fikri bulmak ve sonra onu hakim kılmaktan geçiyor. Dünya görüşü Müslümanlar için o kadar hayati bir şeydir ki bunu her zaman anlattığım hadiseyle misallendirmek isterim.

Ruslar Afganistan’ı işgal ettiklerinde Afgan halkı direnişi örgütleyip kurtuluş mücadelesi vermeye başladı. Seksenlerin başında Afganistan direnişinden bazı isimler dünyadaki Müslümanlardan destek toplamak için ülkeleri geziyor gittikleri yerlerde alimlerle siyasetçilerle kanaat önderleriyle görüşüp onlara bilgi vererek destek talep ediyorlardı.  Türkiye’ye de gelen bu grup Üstad Necip Fazıl Kısakürek ile de görüşmek istiyor. Üstad  heyeti kabul ediyor ve kendisinden destek isteyen heyete Üstad mealen :
“Dualarımız desteğimiz sizinle. Ama bende para yok size verebileceğim. Silah da yok. Fakat alın size bu kitabı vereyim (kendi yazdığı İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ ) Bunu Urducaya çevirin. Biz inanıyoruz ki Müslüman savaşıyorsa bir gün zaferi de kazanır. Asıl iş zaferden sonra. O zaman ne yapacaksınız? Bu kitabı dilinize çevirtin okuyun okutun. Savaştan sonra nasıl bir sistem kuracağınıza dair fikriniz olsun.” Şeklinde bazı şeyler söylüyor.

O dönemde “Üstad Afgan cihadına kitap hediye etti” şeklinde istihzalı şeyler yazabilecek kadar fikir özürlü insanlar bugün camiada yazar olarak tanınıyor maalesef.  Ne oldu Afganistan’da ? 1987 de sona eren savaşın galibi Afgan halkı oldu. Dünyanın iki süper gücünden biri olan Sovyet Rusya, çöküşünü başlatan mağlubiyeti yaşadı. Fakat bundan sonra ne oldu ? Bakın otuz yıl geçmiş aradan. Otuz yıldır o topraklarda öyle veya böyle, şu veya bu sebepten dolayı Müslümanlar ölüyor Müslümanlar birbirini kırıyor. İşte dünya görüşü-fikir Müslüman için hayati derken bunu kastediyoruz. Hemen yanı başımızda Irak’da ve Suriye’de devam eden savaşlar var. Müslümanlar zalimlerle devam eden savaşa rağmen bir araya gelmekte zorlanıyor.  
Birlik: Sorunumuz yıllarca içimize atılan ve maalesef yine içimizde görünen unsurlar eliyle fitne tohumlarının yeşermesinden kaynaklı, neredeyse çözülemez gibi görünen ayrılık sorunudur. Ehli Sünnet itikadına bağlı, tarih şuuruna sahip ve nispet noktasını belirlemiş bir fikrin etrafında toparlanmamız ve Tarihi Misyonumuz yerine getirmemiz gerek. Varlık ve yokluk savaşının neticesi buna bağlı. Herkesin haklı olarak ortak şikayeti  Müslümanların bir araya gelemeyişidir. Bu kadar bölünmeyle bir şey yapamayız denir. İttifak gerekir diye söylev verilir fakat bunun nasıl yapılacağını ve “neyin etrafında” birleşileceğine dair bir şey  söylenmez. İşte BD-İBDA  fikriyatı bunun nasılını da niçinini de gösterir. Hangi gruba sorsanız kendi etrafında birleşilmesini ister. Hangi cemaate baksanız en büyük en güçlü ve en doğru kendilerinin olduğunu söyler. Oysa bir fikir etrafında birleşmek bu sorunu ortadan kaldırır. Fikri kim daha iyi temsil ederse o öncülük eder. Fikir dünya görüşüdür. Dünya görüşü de hayat nizamımızı belirler.  İnşallah  bu duamız çabalarımızla gerçekleşecek. Ümitvarız. Özellikle küfrün bu kadar pervasız ve bütün yönlerden saldırma sebebi ümmetin yeniden ayağa kalkma çabasından kaynaklanıyor. Bu dirilişin önüne “ben varsam davam var” şuurunda Müslümanlar yaşadığı müddetçe ne yapsalar geçemeyecekler.

Rabbim ümmeti muhafaza etsin. Bu karanlık günleri aydınlık şafağın habercisi eylesin. Birlik ve dirliğimizi tesis etmek gücü versin bizlere. Allah Rahim Allah Rahman Allah Muntakim…
Vesselam.


  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder