31 Temmuz 2015 Cuma

Yaratan Rabbin adıyla okuyacaklara, Yaratan Rabbin adıyla başlarken..

Levent Üreyil
Kimdir?
1 Eylül 1976 yılında istanbul'da doğdu. İlk orta ve liseyi Istanbul'da okudu. İslam ile tanıştığı 2002 yılından sonra Tasavvuf menhecli bir yapıda 5 yıl medrese eğitimi gördü. Değişik hoca ve üstadlardan Kur'an, Tecvid, Sarf, Nahiv, İslam Tarihi, Tefsir, Hadis ve Hadis Usûlü dersleri okudu. İslamdan uzak yılların acısını çıkarmak istercesine, yeni anlayış ve üstadlar da tanıma adına 2009 yılında İslam dünyasının en önemli davet çalışmalarının yapıldığı "Tebliğ Cemaatini" yerinde görmek için Pakistan'ın Lahore şehrine "Rıhle" (ilim yolculuğu) için yola revan oldu. Dönemin çalkantılı Pakistanında bürokratik sorunlarında etkisiyle 4 ay Medrese-i Yûsufiyye'de Rabbine misafir oldu. Ülkeye iadesinin ardından ilmi tedrisat ve okumalarına devam etti. Halen islama davet ve insani yardım çalışmalarına İddef'de (insana değer veren dernekler federasyonu) devam etmektedir.

Yaratan Rabbin adıyla okuyacaklara, Yaratan Rabbin adıyla başlarken..

Hamd bir damla sudan insan yaratan, o insana aynada baktıkça kendininmişcesine övündüğü kusursuz bir çehre ile en güzel şekli veren, ruhunun haz alması için her çeşit renk, tad, koku, ve ses ile..
cesedinin doyması içinse "saymaya kalksa başaramayacağı" envai çeşit nimet ile süslediği bu varlık sahnesine "yeryüzünün halifesi" vasfıyla koyan, ve fakat "İnsan başıboş bırakılacağını mı zannediyor" (1) buyurarak âdeta serzenişte bulunan, ve "Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım" (2) buyruğu ile bu muhteşem kâinatta niçin bulunduğunu o insana hatırlatan Allah'a olsun..

O Allah ki,  vahyine kulak kesilip söz dinleyenlere "Onların Rabbi katında, onlar için diledikleri herşey vardır. İşte bu iyilik edenlerin mükâfatıdır" (3) ayetiyle ölümsüzlük ve esenlik yurdu, harikalar diyarı Cennetini müjdeleyen..

Vahyine kulak tıkayan, emrine asi olan ve varlığını inkâr eden zavallılara ise "Muhakkak ki biz inkârcılar için zincirler, demir halkalı boyunduruklar, ve alev alev yanan bir ateş hazırladık" (4) ayeti ile işkence hücreleri, âzabı elim zindanları ile dolu intikam yurdu Cehennemini va'dedendir.

Salât ve selâm "Sana da Kur'anı indirdik ki insanlara vahyedileni açıklayasın. Onlarda belki düşünürler" (5) âyeti mucibince Rabbimizin kendisine "Kur'anı beyan etme" yetkisi verdiği, Sünneti vesilesiyle Vahyi anlayabildiğimiz, varlığıyla asr-ı saâdete, risaletiyle tüm âlemlere rahmet olan, gelişiyle kendinden önceki cahiliye karanlığına güneş misali doğan Rasûlullah (âleyhissalâtu vesselâm) efendimize ve onun pak âl'ine..

Rasûlullah'tan önce herbiri helvadan put yapıp ilah yerine koyan, acıktıkları vakit'de o ilahtan yiyecek kadar şaşırmış, ama efendimizin gelişiyle Allah'a ve dinine iman ederek Kur'an âyetlerine konu olan ve Rabbimizin "İslâm'ı ilk kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O'ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte  büyük kurtuluş budur" (6) âyetiyle kendilerinden razı olduğunu bildirdiği, bahçıvanı Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) olan, asr-ı saâdet bahçesinin gülleri Sahabe-i kiram efendilerimize olsun.

Tüm bunlardan sonra deriz ki... Halaskar dergisinin çıkarılması ile hakkın hakikatin ihyası için çabalayan kardeşlerimizin olduğunu görmek, ve bu salihler korosuna katılmış olmak, şahsım için sürur verici bir durumdur. Bunun için dergimizin editörü Egemen kardeşime şükranlarımı sunarım. Şahsıma bu görev tevdi edildiğinde kendimi buna layık görmemekle birlikte Halaskarda pişirilecek hakk çorbasında tuzum olacağını düşünmek beni cidden mutlu etti. Zerreleri dahi mizanda tartan bir terazisi olan Rabbimden, bu karınca kararı olan amelimi riya ve gösterişten uzak bir salih amel olarak kabul etmesini diliyor, şahsımın ve dergide yazacak olan diğer kardeşlerimin çabalarını mü'minlere faydalı kılmasını O'ndan temenni ediyorum.

"Ben Kur'an okurken Ha Mim'lere geldiğimde kendimi içinde süslendiğim gül bahçelerine düşmüş hissederim" (7) buyuran Abdullah ibni Mes'ud (radiyallahu anh) neden özellikle Ha Mim'lerde böyle hisseder bilinmez.. Ama Kur'anı okurken ruhunun neşe feyz ve huzurun Everest'lerine çıktığı aşikâr. Ona bu huzuru yaşatan elbette sadece Kur'anın lafzını tilavet etmek değildi, O'da tüm Ashâb-ı kiram efendilerimiz gibi Kur'anı okudu, anladı, yaşadı ve helvadan puta tapan müşriklerden geriye vahyi kuşanmış, insanlığın en hayırlı nesli kaldı.

İbni Mes'ud radiyallahu anh'ın bu sevincini zikretmemizden gaye, Rabbimiz nasip ederse bundan böyle gücümüz yettiği dilimiz döndüğünce bize ayrılan bu sayfada, vahyin ve beyan edicisi sünnetin ışığında Ehli sünnet ulemamızın usül ve menhecinde hâkka ve hâkikate dair söyleşiler yapacağız inşaAllah.. Niyetimiz İbni Mes'ud radiyallahu anh'ın çıktığı zirvelere tırmanmak. Dağcılığın zor olduğunu biliyoruz, fakat zirveye çıkmayı başaramasakta niyetimizden kazanacağımızı ümit ediyoruz zira bizim amelden ziyade niyete değer veren bir Rabbimiz var ve O'nun Rasûlü bize zirveyi göremesekte çıkmayı denemekle kazanacağımızı müjdeliyor:

"Ameller niyetlere göredir. Her kişiye niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allaha ve Rasûlüne ise onun hicreti Allaha ve Râsûlünedir. Her kiminde hicreti kavuşacağı bir dünyalık veya nikâhlayacağı bir kadın için ise hicretide o şeyedir " (8) Bu vesileyle bize böyle bir fırsatı verdiği için Allahu tealaya şükrediyor yeni sayıda görüşünceye dek hepinizi zirvelerin sahibine emanet ediyorum.

Selam dua ve gönül dolusu muhabbetle..

1. Kıyamet: 36

2. Zariyat:   56

3. Zümer:    34

4. İnsan:      4

5. Nahl:       44

6. Tevbe:    100

7. Taberi Tefsiri (Hisar Yayınevi C:7 S:199)

8. Buhari İman 4; Bedi'ül vahy 1; Nikah 5; Müslim İmaret 155; Ebu Davud Talak 11; Tirmizi Fezailul Cihad 16; Nesai Taharet 60.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder