Nuran Tan
Kimdir?
21 Aralık 1993 Ankara
doğumludur. İlköğretim ve Ortaöğretimini Ankara'da tamamladı. İlahiyat ön
lisans mezunudur. İslami ilimlerin inceliklerini öğrenmek için birçok cemaatin
tedrisatına vakıf olmuştur. Şu an Enderun İslami İlimler Akademisi’nde öğrenim
hayatını devam ettirmektedir. İkinci dili Arapça’dır. 23 Şubat Gençlik Hareketi
Ankara temsilcisidir. Maharet adlı dergiyi 5 sayı çıkarmıştır. Onun dışında
Kıyam, Ezcümle gibi farklı dergilerde de yazıları yer almıştır. Hali hazırda bitmeyi
bekleyen bir kitap çalışması vardır. Kalemle yapılacak her hareketi önemli
bulmaktadır.
İçindeki Çerokiyi Keşfet!
Eğitim aldığım kurumun müdüresi Hanife Aydemir hocamla kitap okuma ve üzerine yorumlama yaptığımız bir ders saatimiz var. Hocamla okuyup yorumladığımız bir kitap olan ‘Küçük Ağaç’ın Eğitimi’ (Forrest Carter, d. 1927 – ö. 1979) bana Kızılderililerin bozuma uğramayıp ne kadar saf kaldıklarını anlama ve içimdeki Çeroki ile tanışma imkânı verdi.
Henüz okumayanlar için ufak bir özet geçmek gerekirse kitap, annesi ve babası ölünce büyükbaba ve büyükanne ile yaşamaya başlayan küçük ağacı konu ediniyor.
Kitabı okuduğunuzda modernleşmenin büyük ölçüde betonlaşma olduğunu farkediyorsunuz. Toprağı hissetmeden yürüyemediğinizi hayal edin ya da size sürekli yardım eden dostunuzun üzerine gereksiz yük yüklediğinizi… Bir Çeroki ayakkabı kullanmayı tercih etmez. Çünkü ayakkabı insanı acımasızlaştırır. Hissetmediğimiz şeylere karşı merhametsiz olduğumuz ise tescilli bir gerçektir.
Çağımızın en büyük sorunlarından olan depresyon Çerokilere uğramaz. “Bir şey yitirdiğin zaman yorulmak iyi gelir” düsturu ile yitirdikleri ister hayalleri, umutları ister sevdikleri yahut ekinleri olsun hemen yeni bir hayal yeni bir umut yeni bir ekin ve yeni bir dost için didinmeye ve yorulmaya başlarlar.
Bu durum ise biz Müslümanlarda resmen bir emirdir. Zira Cenab-ı Allah (c.c) şöyle buyurmuştur; “Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. / Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır / Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul.” (İnşirah suresi 5-6-7). Yani bir Müslüman için de, bir Çeroki için de depresyon ve yenilenmeme söz konusu değildir.
Çerokiler için kendi dilleri çok önemlidir. Kendi diliniz evinizdeki bir fert gibidir. Onu tanır ve tınısında güven bulursunuz. Şimdilerde ise bizler hangi ülke ve hangi ırktan olursak olalım dillerimizin tınısına sahip değiliz. Evlerimiz hep yabancılarla dolu. Korkuyoruz ve huzursuzuz. Eskisi gibi sağlam temelli eserler veremiyor oluşumuz da muhtemelen bu sebepten…
Büyükbaba “Yalnızca Ti-bi, yani arı, kullanabileceğinden fazlasını depolar… Bu yüzden ayı tarafından soyulur. Rakun ve Çerokiler tarafından da…” der. Yiyemeyeceği kadar depolamak, konserveler, dondurulmuş gıdalar Çeroki diyarında yoktur. Dünyaya en büyük hainlik, elektriğin ve akabinde 1877’de Karl Linde tarafından ilk buzdolabının keşif denemesiyle yapıldı. İsraf kültürü de bundan sonra zirveye yavaş yavaş tırmandı. Güne yetecek kadar avlanmak doğru olandır. Spor gibi sadece kendini tatmin etmeye dayalı avlanmalar en büyük ahmaklıktır. Depolamak ve yersiz avlanmak eko sistemdeki dengeyi bozar ve dengeyi bozarsan bir daha düzeltemeyebilirsin ve okuyucum biz, ne yazık ki dengeyi bozduk…
Biriyle konuşurken saygı ile davranmak ve söylenilenlere dikkat etmek Çerokiler için bir gelenektir. Size seslenen birine vücudunuzu tam dönmeli, yüzünüzü görmeyi engelleyen saçlarınızı geriye atmalı veya varsa başınızdaki şapkayı çıkarmalısınız.
Kitabı okumaya karar verirseniz Büyükbaba’nın daha birçok bilge sözüne rastlarsınız. Ve kendinize, canlı ve cansız tüm varlıklara saygı duymayı öğrenmeye niyetlenirseniz içinizdeki Çeroki’yi keşfedebilirsiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder